Caz tutkunlarının her sene sabırsızlıkla beklediği Akbank Caz Festivali, Türkiye’nin en uzun soluklu ve prestijli caz festivali ünvanına sahip. 20.si düzenlenen Akbank Caz Festivali, önceki senelerde olduğu gibi bu sene de yine cazın efsane isimlerini ülkemize getirdi. Akbank Caz Festivali, 20 yıl boyunca 463 konser organize etti, 402 grup ve 1405 sanatçıyı Türk caz severlerle buluşturdu.
AKBANK CAZ FESTİVALİ’NİN 20. YILI DOLU DOLU GEÇTİ
23 Eylül – 12 Ekim 2010 tarihleri arasında gerçekleştirilen festival, caza doyuran bir konser programı, atölye çalışmaları, paneller, film gösterimleri, kampüste caz etkinlikleriyle dolu dolu geçti ve caz severler önümüzdeki sene yapılacak festivali hayal etmeye başladı bile. Bu sene geçtiğimiz yıllardan farklı olarak Akbank Caz Festivali’nin 20. yılı şerefine yeni bir logo, festivalin 20 yıllık öyküsünün anlatıldığı bir belgesel, kitap ve derleme albüm CD’si de caz severlerin beğenisine sunuldu. 20. yıla özel hazırlanan “20. Yılında Akbank Caz Festivali Kitabı” festival ve Türkiye caz tarihi hakkında bilgiler içeriyor. “Akbank Caz Retrospektif: 20. Yıl Belgeseli” 20 yıllık festival geçmişinden unutulmaz isimleri tekrar anımsamamızı sağlıyor. “Akbank Jazz Festival’s 20 Years-Akbank Caz Festivali’nin 20 Yılı (1991-2010)” isimli derleme albüm CD’si geniş müzik yelpazesiyle 20 yıllık festival geçmişini özetliyor.
FESTİVALDEN SEÇMELER
Omar Sosa Afreecanos Trio & Paolo Fresu
Besteciliği ve piyanistliğiyle günümüzün caz sanatçıları arasında yerini alan Omar Sosa, festivalin en değerli konuklarından biriydi. Afrika-Küba kökenlerine sadık kalarak aynı zamanda yenilikçi bir vizyonu temsil eden ve beş kez Grammy’e aday gösterilen piyanist, dünya müzikal kültürlerini birbirine geçirerek, zekice kurgulanmış caz üsluplarını açık yürekli bir tavırla yorumladı. Omar Sosa için cesur bir sanatçı demek yanlış olmaz.
İstanbul’daki performansında kendisine İtalyan trompetçi Paolo Fresu eşlik etti. 11 yaşından beri trompet çalan Fresu, aynı zamanda caz müzik öğretmenliği de yapıyor. Şimdiye kadar sayısız tiyatro ve sinema filmi için müzik bestelemiş müzisyen, güncel projeleriyle de öne çıkan bir yetenek. İki yenilikçi caz müzisyeni 2 Ekim’de Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda cazseverlerin karşısına çıktı.
Fresu, Avrupa cazındaki ustalığını Afrika-Küba ve Latin armonisinde de göstererek sololarındaki çeşitlemeler ve farklı müzikal fikirleriyle dinleyiciyi kendine hayran bıraktı.
BÜYÜK ORKESTRALARIN EGEMENLİĞİ
20. Akbank Caz Festivali bu sene üç önemli caz orkestrasını konuk etti: Count Basie Orchestra, The Sun Ra Arkestra ve Instant Composers Pool Orchestra.
The Count Basie Orchestra
Efsanevi orkestra şefi Count Basie’nin kurduğu ve yenilikçi oluşumlardan biri olarak sayılan orkestra 17 kez Grammy kazandı. Basie 50 yıl boyunca yönettiği orkestra ile Swing dönemlerinde üne kavuştu. Orkestrada Buck Clayton gibi önemli müzisyenler görev yaparken, sesleriyle Frank Sinatra ve Ella Fitzgerald gruba hayat verdi. Bu yıl yirmincisi düzenlenen Festival, 23 Eylül’de Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda, Denis Mackrel’in yönetimi ve Carmen Bradford’un güçlü vokalleri eşliğinde The Count Basie Orkestrasının performansı ile başladı.
The Sun Ra Arkestra
Satürn’lü kozmik filozof, besteci, piyanist, şair, müzisyen... Sun Ra tüm zamanların en tartışılan müzisyenlerinden biri. Swing, bebop ve free caz gibi müzik türlerinin yanında uzay müziği, elektronik müzik türlerini de albümlerinde ve konserlerinde ustaca kullanmış ve müziğin felsefi kısmıyla da oldukça ilgilenmiştir. Kurduğu gruplarda “Arkestra” terimi “Orkestra”nın yeniden yorumlanmasıyla ortaya çıkmıştır. Sun Ra, zamanının çok ötesindeki tarzıyla denenmemişleri deneyen ve bu anlamda insanlığı üst frekanslara taşıyan bir ikondur. Kozmik titreşimleri, müzik formunda hayatta olduğu sürece dinleyenlere yaymaya devam eden Sun Ra’nın izinde “Arkestra”, performanslarında doğaçlama tekniğini kullanırken, bu duyguyu tüm dinleyenlere yayıyor. Gelmiş geçmiş en büyük müzik efsanelerinden Sun Ra’nın mirasını devam ettiren The Sun Ra Arkestra 86 yaşındaki Marshall Allen yönetiminde, 1 Ekim’de Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda izleyicilerle buluştu.
Türk caz severlerin biraz da merak ederek gittiği bir konserdi. Elektronik müzik ile cazın bir araya geldiği bu müziği canlı olarak izlemek çok farklı bir deneyimdi. Konser, dinleyiciler arasında cazın günümüzde geldiği noktanın, özüne aykırı olup olmadığı yönünde tartışmalara sebep oldu. Gelinen son nokta, müziğin gidişatı hakkında ipuçları verdi.
Instant Composers Pool Orchestra
Hollanda’dan farklı bir müzik kolektifi: Instant Composers Pool Orchestra ya da ICP. Post-modern caz müziğinde bayrağı taşıyan en büyük oluşumlardan biri olan ICP, Duke Ellington gibi ustaların miraslarından ilham alarak müziklerine oda müziğini ve Güney Afrika’nın folklorik öğelerini katıp, en sonunda doğaçlamanın özgürlükçü ruhunu da ekliyor. Bu bakımdan ICP, cazın avangart ve egzotik yönünü temsil ediyor. Her konserlerinde değişik bir performans gösteren ve hiç aynı kalmayan dinamik bir yapıya sahip bu 10 kişilik modern orkestra; piyanist ve besteci Misha Mengelberg’in önderliğinde çalışmalarına 40 seneden fazla bir zamandır devam ediyor ve sürekli değişen yapısıyla caz müziğinin yenilikçi kanadını temsil ediyor. Instant Composers Pool Orchestra 3 Ekim’de Babylon’da cazseverlere unutulmaz bir caz gecesi yaşattı.
Klasik caz severler için dinlemesi zor bir konserdi. Ama postmodernizmin yenilikçi ve sınırsız tavrını bütünüyle yansıttı.
SIRA DIŞI SESLER
Diane Schuur
Cazın “First Lady”si lakaplı Diane Schuur, Stan Getz ve Ray Charles gibi ünlü yıldızlarla beraber sahne almış bir ses. Doğumu sonrasında çıkan bir komplikasyon sonucu görme yeteneğini kaybeden sanatçı, Stan Getz tarafından Monterey Caz festivalinde “Amazing Grace”i söylerken keşfedildi. Stan Getz’in himayesinde kariyerine devam eden Schuur, Nancy Reagan gibi isimlerle aynı sahneyi paylaşma fırsatı buldu. Daha sonra B.B. King ile tanışan Schuur, King’le beraber büyük başarı elde eden Heart to Heart albümünü yayınladı. 1986 yılında yayınladığı Timeless ile Grammy kazanan, daha sonra Count Basie Orchestra ile yayınladığı albümüyle ikinci kez Grammy’i eve götüren sanatçı, günümüze kadar sayısız albüm yayınladı. Schuur, 30 Eylül’de Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda etkileyici sesiyle izleyici karşısındaydı.
Paganini Trio
Burhan Öçal, Tuluğ Tırpan ve Atilla Aldemir, 19. Yüzyılın dahi müzisyeni Paganini’nin kaprislerini piyano ve vurmalı sazlar ile yorumladıkları yeni projeleri “Paganini Trio” ile müzikseverlerin karşısına çıktı. Festivalin heyecanla beklediği performansları arasında bulunan Paganini Trio konseri, klasik müzik, caz ve dünya müziği arasında bir köprü kuruyor. Bol ödüllü, dünyaca tanınmış üç virtüoz, 25 Eylül akşamı Aya İrini’de farklı bir tadla Paganini müziğini yorumladı.
Hindi Zahra
Caz ve dünya müziğini benzersiz bir şekilde harmanlayan genç ve yetenekli yarı Fransız yarı Faslı Hindi Zahra, son albümü “Hand Made”i EMI’dan yayınladı. Amerika, İngiltere ve Avrupa ülkelerinde verdiği konserlerle geniş bir hayran kitlesine sahip genç şarkıcı, Türkiye’de de “Beautiful Tango” parçasıyla ismini duyurmuştu. A’dan Z’ye albümünü tek başına hazırlayan ve The Wire tarafından “yeni Billie Holiday” olarak tanımlanan Zahra, “Bir söz yazıyorum, bir riff çalıyorum, gitarları kaydediyorum, sonra da sözleri üzerine yerleştiriyorum” diyerek bu ‘el emeği, göz nuru’ üretim sürecini özetliyor. Çalışmalarında Fas köklerinden de kopmadığı gözlenen Hindi Zahra, performanslarında bendir gibi geleneksel enstrümanlara da yer veriyor. Hindi Zahra 8 Ekim’de Ghetto’daydı.
Türk Cazının Temsilcileri
20. Akbank Caz Festivali kapsamında, Türk cazının duayenleri de cazseverlerle buluştu. Trompet sanatçısı İmer Demirer, piyanist Aydın Esen, Wax Poetic'in saksafoncusu İlhan Erşahin, basçı Alp Ersönmez, Baki Duyarlar OnQ Band "Overseas", caz gitarist Önder Focan, Tuluğ Tırpan Trio ve Sertab Erener festival boyunca çeşitli mekanlarda cazseverlerin karşısına çıktı.
Türkiye’de caz müziğine öncülük eden usta isimler, caz festivallerine katılarak ülkemizde caza olan ilgiyi daha da artırıyor. Sertab Erener gibi popüler kültürde yeri olan sanatçıların da bu tür konserlerde yer alması, cazın yaygınlaşmasına katkı sağlıyor. Düzenlenen caz festivallerine ilgi her sene daha da artıyor. Son yıllarda konser bileti bulmak bile zorlaşmaşa başladı. Bu da ilginin artığının bir göstergesi.