"
Gazi Mustafa Kemal bir gün sofrasında, temrin olarak bana şu kelimeleri verdi:
"İnsan, bihudut, beşeriyet, tezahür eder, aşk, ruh, ten, dudak, saç, hayat, hayat, hayat, şefekat, muhabbet, ölüm, hayat hayat, bilmem".
-Bu kelimeler sana ne ilham eder? dedi.
Şunu yazdım:
"İnsan isen sevginde bihudut ol... Beşeriyetin kemali bunda tezahür eder... Bunu anlamıyan hiç bilmiyecek güzel saç, berrak ten, duygulu dudak nedir!.. o bilmiyecek aşk nedir, ruh ne!..
Böyle biri için hayat bile ölümdür.
Fakat beşeriyet bunu istemez. O hayat diler, hayat, hayat!... Gel, ey fani, anla ve gör ki hayat nedir.. Şefekattir o, muhabbettir o.. Hayat budur.., ötesi ölümdür, onu ben bilmem... Hayat isterim, hayat..."
Dinledi ve beyendi.
Ey yazımı okuyan! Maksadım beni daima teshir etmiş olan bir yüksek iltifatı sana hikaye etmek değildir. O, zaten benim ruhumun hazzıdır, saadetidir ki içimde saklarım. Onu burada anlatışım, hayatın ta kendisi olan Büyük Adamın bir kaç kelimesinde şu küçük kitabın manasını bulduğumdandır! Sunduğum damlaları zehir sanma... Acıysalar hayat çok tatlı olduğundan, ve bu tat çabuk geçip gittiğindendir. Melalli bulursan, düşün ki, hiç ayrılmak dilemediğimiz neşenin çabuk kaçıp uçtuğundandır. Bu damlalar ölümden ve neşesizlikten şekva için aktı... Dinle, işte ruhun sıcak ve aydınlık mermerine birer birer dökülüyorlar.
"